Kaan Sekban’la Kulis Sohbeti

Sosyal medya fenomeni olarak tanındıktan sonra esprilerini sahneye de taşıyan Kaan Sekban, kariyer yolculuğunu İnci Holding’e anlattı.

Kaan Sekban nasıl biri? Sizi biraz sizin cümlelerinizle tanıyabilir miyiz? Hani o klasik olarak özgeçmişlerde gördüklerimizden değil de, en samimi şekilde paylaşabilir misiniz?

Kaan Sekban: Aslında benim zaten hiç öyle bir özgeçmişim olmadı. Bir girdiğim kurumda on sene kaldığım için, hiç özgeçmişim olmadı. Ama yani nasıl biriyim sorusunun yanıtı biraz takıntılıyım olabilir.Belki de Oğlak burcu olduğum içindir…Özellikle işimle ilgili çok takıntılıyım mesela.İşimi her zaman en iyi şekilde yapmak için çok çalışıyorum.Biraz fazla detaycıyım, bazen bu detaylarda boğulabiliyorum tabii.Bir de eskiden çok kıskançtım ama yaş aldıkça bu özelliğimi törpüledim.Özellikle hakikatten kafasına koyduğunu yapan, gerçekten kendiyle yarışan ve kendiyle yarışmaya gayet eden ve kimseyle rekabet etmeden kendi kendini aşmaya çalışan bir adamım diyebilirim.

Birde böyle hayattan keyif almayı, eğlenmeyi, hatta birçok noktasıyla dalga geçmeyi seviyorsunuz diyebilir miyiz?

Kaan SekbanTabi Tabi. Her şeyle dalga geçen bir insanım ve şu anda zaten bu özelliğimle şov yapabiliyorum. Kendi arkadaş çevremde olayları yorumlarken daha  da sivri cümleler kuruyorum.Tabii halka açık gösterilerde çok dikkat etmek lazım çünkü yanlış anlaşılabilir. Biz biraz alıngan bir toplum olduğumuz için dinleyici kırılabilir…Bu nedenle kurduğum cümlelere dikkat ediyorum ama çok dalga geçerim, kendim başta olmak üzere her şeyle dalga geçerim yani…Oldum olası böyleydim,  her zaman etrafımdakileri eğlendiren biri olmuşumdur. Kurumsal hayatta çalışırken de aynı şakaları yapardım.Yani ben hayata hep böyle bakmaya çalıştım…Pozitif bir bakış açısıyla, gözlem yapa yapa anılar biriktirdim.

Peki, çokça kişinin merak ettiği bir nokta var. Kurumsal hayattan sahnelere geçiş öykünüz nasıl oldu?

Kaan SekbanOnu kitapta anlatıyorum burada anlatmayayım… Aslında bunun nasıl olduğunu merak edenler için kitabı tavsiye edeyim. Çünkü hızlı gelişen  ancak çok uzun bir hikayem var.Kendi Kendi hikayeleri olan skeçler çekmeye başladım, canlı yayınlar yaptım, daha önce kimsenin görmediği, sadece oyunculuk ya da sadece komedyenlik yapan kimsenin göremediği i görüşleri, içerden geldiğim için gözlemleyip mizaha dökerek bir nevi “patlama” yaşadım ve sonra tüm bunları derleyerek sahneye taşıma kararı aldım. Çünkü bu işin yani komedinin er meydanı sahne ve halkta çok sevdi. Kısaca tüm hikayem böyle gerçekleşti aslında.
Bence bu geçiş olayını beyaz yakadan kurtulmak olarak görmemeli kimse. Kimse kimseyi orada zorla tutmuyor ve beyaz yakadan veya işte kurumsal hayattan çıkıp çok pembe bir dünya olduğunu da düşünmesin kimse, gerçekten çok zor. Çok çabalamak, çok çalışmak lazım… Bir de herkes birbirine yakın işler yapıyor. Kendinizi nasıl farklılaştıracağınızı bilmeniz lazım. Bir noktadan sonra eğer gerçekten kendinize inanıyorsanız tabii ki o adımı atın ama beraberinde bir takım bedelleri de ödeyeceğinizi bilin. Özellikle de finansal anlamda çok iyi durumda değilseniz…Aslında şöyle düşünüyorum; kurumsal hayatın içinde kalarak çok mutlu da olabilirsiniz ya da dışına çıkarak çok mutsuz da… Dışında olup bir süre sonra benim gibi mutluluğa da ulaşabilirsiniz ama bunların hepsi üretmekten geçiyor. Bence iş yerinde de mutlu olmak için üretmek lazım. Çoğu zaman verilen işlerden fazlasını yapmak insanı korkutur. Ama eğer kurumsal hayatta kalıp terfi edip yükselmeyi hedefliyorsanız; üretmeli, farkınızı göstermeli ve katma değer yaratmalısınız.Çünkü başka türlü mutlu olunmuyor hayatta, sadece konfor insanı tek başına mutlu etmeye yetmiyor. Ve bazen o konfor alanından çıkmak lazım. O konfor alanından çıkınca da zaten farkınızı belli etmiş oluyorsunuz.

Kitap, sahne gösterileri, oyunculuk, müzikal derken, başka projeler var mı önünüzde? Bundan sonrasında planladığınız, yapmak istedikleriniz var mı?

Kaan SekbanTabi var… Film yapmak istiyorum ama gerçekten farklı olmasını istediğim müzikal tatları olan bir film. Bir tane sitcom yazmak istiyorum, kendi yazdığım şehirli insanların hayatını tiye alan bir dizi yazmak istiyorum. İngilizce stand-up yapmak istiyorum. Marka konferansında biraz da denedik çok güzel oldu. Yani dünya çapında işler yapmak ve her insana dokunmak istiyorum. Yani daha yeni başlıyoruz, çok başındayız.

Buradan beyaz yakalı çalışanlara iletmek istediğiniz tavsiye var mı?

Kaan SekbanYani şöyle; bence işler yolunda gitmediğinde hemen başkalarını suçlarız biz genelde, sadece kurumsal hayatta değil hayatın her alanında… İşte hakkım yendi, beni istemedi, beni sevmedi, beni bilmem ne yaptı, torpil yaptı…Bence artık işler yolunda gitmediğinde kendi payımız ne onu da sorgulamak lazım. Şimdi dönüp baktığımda; evet, maalesef bazı insanların hak etmedikleri terfileri aldıklarını filan gördüm ama bende belki de gerçekten eksik bir şey vardı bilmiyorum yani, bilemediğim, beceremediğim… Aslında kendimize dönüp bakmamız lazım, bu konuda gerçekten bazen bana çok mesaj geliyor. Örneğin; yöneticim şöyle yaptı, böyle yaptı diyenlerden gerçekten işte gidemiyorum, tansiyonum düşüyor diyenlere kadar birçok mesaj alıyorum. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan insanlar için söyleyebileceğim şey, ‘o kadar büyük sıkıntılar yaşıyorsanız, gerçekten orada durmayın’ olabilir. Kimse kimseyi hiçbir yerde zorla tutmuyor ve herkes nefes aldığı sürece bir sürü iş yapabilir. Yani biraz kurban psikolojisinden de çıkmak lazım. Biraz direksiyonu ele almak, risk almak lazım.
Sözlerimi noktalamadan önce herkese teşekkür etmek istiyorum. Özellikle kurumsal hayatın içinde hayatına devam eden hemen hemen herkes, beni çok büyük bir teveccühle bağrına basıyor ve çok destekliyorlar. Ailem gibi herkes yanımda, arkamda, önümde, sağımda, solumda. Bana göz bebekleri gibi bakıyorlar desem yeridir.
Bana geçen gün yöneticilik yapan bir arkadaşım aynen; “Gerçekten artık, bütün hareketlerimi, hal ve tavırlarımı ölçüyorum” dedi. Yani “benim arkamdan da böyle konuşuyorlar mıdır? Ya da ben de bir böyle mi davranıyorum? Böyle mi yöneticilik yapıyorum diye kendimi sorgulamaya başladım” dedi.
Bu anekdotu duyduktan sonra işte bu dedim… Dünyada bir kişi bile bunu sorgulasa benim için çok kıymetli ve eminim birçok insan bunu sorguluyordur. Tabi ki hemen her şey değişecek değil, bir tek benimle olacak şey de değil. Ben sadece bir işaret fişeği attım. Umarım her kademede herkes kendine çeki düzen verir.