İçimizden Biri: Aylin Girgin Özbiliş

Merhaba Aylin Hanım. Sizi daha yakından tanımak isteriz. Kısaca kendinizden söz eder misiniz?

1980 İzmir doğumluyum. Üniversite hazırlık sürecinde biraz fazla hırs yapmışım sanırım, ÖYS’de İzmir ikincisi ve Türkiye on dokuzuncusu olarak Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü’ne tam burslu olarak kabul aldım ve Ankara yıllarım başladı. Üçüncü sınıfta değişim programıyla Michigan State Üniversitesi’ne gittim ve 2003’de mezun olarak üniversite eğitimimi tamamladım. Kariyer hayatıma Anadolu Grubu’nda İç Denetim Uzman Yardımcısı olarak başladım ve bu dönemde grup şirketlerinde denetim faaliyetlerine katılarak birçok şirketi tanıma fırsatı buldum. O dönemde, Anadolu Efes’in yurt dışı bira operasyon yatırımlarını yöneten Hollanda merkezli Efes Breweries International, hızlı bir büyüme içerisindeydi ve ben henüz oryantasyonumu tamamlayamadan grup içi transfer ile hızlı bir şekilde Anadolu Efes’e geçiş yaptım. 12 sene farklı pozisyonlarda görev aldım. Büyüyen bir yapı içerisinde çalışmak, benim en büyük şansım oldu ve burada finans departmanı içerisinde birçok görevde bulundum. Dahil olduğum ilk proje Efes International’ın Londra’da halka arzıydı ve bu sürecin bir parçası olmak bana iyi bir tecrübe oldu. Sonrasında bir dönem bütçe, raporlama ve konsolidasyon süreçlerinde yer aldım. Devamında yurtdışı iştiraklerin yeni yatırımlarını finanse etmek sebebiyle EBRD, IFC gibi kuruluşlardan proje finansmanı alınması, sendikasyon kredileri, bono ihracı gibi kurumsal finansman projelerini yönettim. Bu süreçlerde Amsterdam ikinci evim oldu, İstanbul-Amsterdam uçaklarında uzun zamanlar geçirdim. Hala da en sevdiğim şehirlerden biridir ve her sene mutlaka ziyaret ederim.

Henüz yönetici ünvanı almadan birçok sorumluluğu tek başına üstlenme şansı bulmam ve tüm projelerde direk CFO ile birlikte çalışıp tecrübeye ilk elden ulaşabilmem, finansın her alanında hızla gelişmeme ve tecrübe kazanmama sebep oldu. 2008’de Strateji ve İş Geliştirme Departmanına geçtim ve 2015’e kadar İş Geliştirme Müdürü olarak birçok projede görev aldım. Yine şanslıydım, çünkü şirket tarafında iş geliştirmede çalışan profesyoneller genelde masaya sürekli yeni projeler getirir ama gerçekleştirme şansı bulamaz. Ben bu dönemde Anadolu Efes – SABMiller birleşmesi, Grolsch-Kozel-Peroni-Duvel-Erdinger gibi lisanslı markaların Türkiye’ye getirilmesi, Anadolu Efes-Özgörkey-Brezilyalı Cutrale birlikteliğiyle Anadolu Etap şirketinin kurulması, Anadolu’da bira bulunabilirliğinin arttırılması için tekel büfe zinciri “Ekomini”nin oluşturulması gibi birçok önemli ve stratejik projede görev aldım.

2012’de kızım Alya’nın dünyaya gelmesi önemli bir dönüm noktası oldu diyebilirim. İstanbul’da çocuk yetiştirmede yaşadığımız zorluklar, çalışan annelerin kabusu olan bakıcı problemleri, ailelerimizin İzmir’de olması ve tek torun olan Alya’ya karşı özlemleri, eşim Burak’la birlikte memleketimize geri dönme kararı almamıza sebep oldu. 2015’te İzmir’e taşındım ve İnci grubuna katıldım, İnci Aile Ofisi Direktörü olarak görev yapmaktayım.

Çok memnun olduk. Hobilerinizi ve sizi tanımlayacak özelliklerinizi de bilmek isteriz.

Eşimle birlikte seyahat etmeyi çok seviyoruz. Gittiğimiz şehirde orada bulunan lokaller gibi yaşamak, turistik olmayan yerlerini keşfetmek ve gurme keşifler yapmak bizim için büyük keyif. Seyahat öncesi mutlaka gideceğimiz yerleri, yemek yiyeceğimiz mekanları araştırıyoruz.

Ayrıca, İzmir’e 17 sene sonra geri döndüğüm için, burada yeni yerler keşfetmek ve hafta sonu burnumuzun ucunda olan ve İstanbul’da yaşayan arkadaşlarımın gıpta ettiği Çeşme, Karaburun, Seferihisar gibi yerlerde zaman geçirmekten de mutlu oluyoruz.

10 senedir düzenli olarak pilates yapıyorum. Masa başında oturarak çalıştığımız için omurga sağlığına çok faydalı olduğunu düşünüyorum.

Bir de kızımın kedilere olan düşkünlüğünün bir sonucu olarak, 1 senedir bizimle olan bir kedimiz var, adı Pakize. Evdeki ortak eğlence kaynaklarından biri kendisi.

Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?

İnci Aile Ofisi, kurumsallaşma çalışmalarında önemli bir adım olarak 2013 yılında İnci Holding ortakları tarafından kuruldu. Türkiye ekonomisinin yüzde 95’ini aile şirketleri oluşturuyor. Aile şirketleri hem ülkemizin hem de global ekonomi ve refah seviyesinin temel taşı. Aile şirketlerinin sürdürülebilirliği için sadece maddi değil; manevi aile varlıklarının da etkili yönetilmesi ve gelecek nesillere aktarılabilmesi çok kritik. İlişki ve sistemlerin gelişebilmesi, nesillerin değişen ihtiyaç ve eğilimlerine adapte olabilmesi için ortak platformlar oluşturulmalı. Aile ofisi, hissedarlar ve aile ile ilgili finansal, muhasebesel ve yönetimsel hizmetlerin şirketlerden ayrı bir çatı altında toplanmasını ve sistematik bir yapı ile yönetilebilmesini sağlayarak, nesiller arası varlık aktarımını teminat altına alıyor. İnci Aile Ofisi olarak, başta İnci Ailesi olmak üzere, kurumsallaşmayı önemseyen diğer ailelere de hizmet etmeyi ve Türkiye’deki aile şirketleri ekosistemine faydalı olmayı hedefliyoruz. Bunun bir ekip çalışması olduğuna inanıyorum. Aile Ofisi ekibiyle birlikte, kendimizi her gün geliştirmeye devam ederek, günceli takip ederek, uzmanlık alanlarımızı geliştirip derinleştirerek, farklı tecrübe ve bilgileri bünyemizde depolayarak, hizmet verdiğimiz aileler için her konuda danışabildikleri en güvenilir çözüm merkezi olmayı hedefliyoruz.

Bundan önceki işimde 12 sene çalıştım, İnci Grubu benim kariyer yolculuğumda ikinci durağım. Bir profesyonel olarak hedefim, tecrübelerimi ve kabiliyetlerimi grubun sürekliliği ve başarısı için kullanabileceğim üst yönetim pozisyonlarında görev alarak, uzun yıllar İnci Holding’e hizmet etmek.

Sizce başarılı bir yönetici olmanın püf noktaları nedir? Başarınızı hangi özelliğinize bağlıyorsunuz?

Tüm edindiğiniz tecrübeler, teknik bilgi yeterliliği, iyi bir eğitim almış olmanız ve sürekli kendinizi geliştiriyor olmanız başarılı bir yönetici olmak için çok önemli ancak tek başlarına yeterli değil. En önemlisi, insan ilişkilerindeki kabiliyetiniz, iletişim beceriniz. İyi bir yönetici, farklı tecrübe ve geçmişe sahip tüm ekip arkadaşlarıyla empati kurabilmeli, onları motive edip gerekli desteği sağlayabilmeli. Sadece yönetici değil, aynı zamanda tüm ekibin saygı duyduğu ve güvendiği bir lider olmalı. Başarı tek başına kazanabilecek bir şey değil, ekip olmak çok önemli.

Başarılı bir yönetici aynı zamanda işleri organize etme ve planlama konusunda da iyi olmak zorunda, iş delegasyonu, ekibin doğru yönlendirilmesi ve gerekli noktalarda takip edilmesi kritik bir nokta. Ben hem iletişim hem de organizasyon-planlama konusunda oldukça iyi olduğumu düşünüyorum.

İş ve özel yaşam dengesini nasıl kuruyorsunuz?

İşte evle ilgili, evde de işle ilgili konuları geride bırakıyor olmak önemli. Nerede bulunuyorsak, tüm konsantrasyonumuzla orada olmalıyız. Bu konuya dikkat etmeye çalışıyorum ama cep telefonlarında sürekli senkronize olan e-mailler ve WhatsApp bazen buna engel oluyor tabi. Hafta içi akşamları ailece birlikte olabildiğimiz 2 saatimiz oluyor, bu sürede acil bir durum olmadıkça e-mail ve iş telefonu ile ilgilenmemeye çalışıyorum. Hafta sonları da aileme zaman ayırmaya özen gösteriyorum.

Genç çalışanlara neler söylemek istersiniz?

Sevdikleri bir işte, benimsedikleri ve kendilerini bir parçası hissettikleri bir kurumda çalışsınlar. İnsan ilişkileri ve iletişim, bir şeyler öğrenebilmek ve gelişmek için hem yöneticileri hem de ekip arkadaşlarıyla sinerji kurmuş olmaları çok önemli. Planlı, programlı çalışmak ve zaman yönetimi de aynı şekilde. Mutlaka öğrendiklerini not alsınlar. Boyunu aşan sorumlukları almaktan, bilmediği konuda çabalayarak kendisi keşfederek öğrenmekten vazgeçmesinler. Sadece verilen işi yapanlar değil, talepkar olan sürekli daha fazlasını isteyenler ve sorumluluk alanlar sivrilecektir.

 

Röportajı yapan: Metin Günvar, İnci Holding Dijital İletişim Uzmanı