#bozcaadam

Hayat paylaşınca güzel deriz. Paylaşmak elbette güzeldir güzel olmasına da en kıymetlisini kendine saklamak istemez mi insan? Bundan ötürü, Bozcaada’m’ı paylaşmak bende biraz karmaşık duygular uyandırıyor. Ne de olsa gözlerden sakındığım ve dünyada ‘olmak’tan en keyif aldığım, büyülü yer benim için Bozcaada ya da Homeros’un destanlarına göre Poseidon’un torunu Tenes’in Adası: Tenedos.

Kendisi de yılların müdavimi olan Ata Demirer’in ‘Eyvah Eyvah’ filmleriyle geniş bir kitleye ulaşması sayesinde/yüzünden(!) Bozcaada’da turizm anlamında talep patlaması yaşandı. Hal böyle olunca; Bozcaada’m’ın eski, bakir ve biraz da mahçup hali arşivlerde yerini aldı. Yine de adanın bu geç gelmiş haklı şöhretten, kadirşinas yerli halkın ve gözütok esnafın gayretli çabasıyla olabildiğince az etkilendiğini söyleyebiliriz. Yani, Bozcaada hala uyanıkken görebileceğiniz huzurlu ve eşsiz bir rüya. Yaz sezonunu es geçmek suretiyle Mayıs’ta veya okullar açıldıktan sonra Eylül’de hele de bağ bozumuna denk getirip gidebilirseniz, Bozcaada büyüsünü aslına yakın şekilde tecrübe etme ihtimalizinizi arttırabilirsiniz.

Önce, çuvaldızı batıralım: Her gülün bir dikeni vardır misali Bozcaada’nınki de adaya ulaşım.  Karayolu üzerinden sevdiğiniz şarkılar eşliğinde giderken Ezine’ye kadar sabredebildiğiniz takdirde, artık büyülü atmosfere girmiş olacaksınız. Bozcaada tabelalarını takiben kendinizi Geyikli İskelesi’nde bulduğunuz andan itibaren ise kurtarılmış cennetin eteklerinde, ayaklarınızı kuma gömüp derin bir nefes alabilirsiniz. Zira, feribot seferleri ve araç yoğunluğu nedeni ile Bozcaada keyfinin ilk demlerini burada yaşamak konusunda hazırlıklı olmanızda fayda var. Sonuçta, aslolan yolculuğun her aşamasında keyifli anılar biriktirebilmek… 🙂

Bozcaada’ya ayak bastığınızda, panik ve koşturma halinizi tatil moduna alın ve mümkünse kalacağınız şirin ötesi butik otele bir an önce yerleşme telaşına girişmeden Şekil 1A’daki pozda derin bir nefes alın! İçinize çekeceğiniz hava, tüm yol yorgunluğunuzu size unutturacak! Aracınızı bir kenara bırakın ve iyisiyle kötüsüyle bir asıra tanıklık etmiş kadim çınarların altında bol köpüklü kahvenizi yudumlayın. Günlük hayatınızın başka bir zamanın gerçeği olarak arka planda kaldığını göreceksiniz.

Konaklama için, eskiden pansiyon ve hatta bağ evlerinde oda kiralama şeklinde seçenekler söz konusu iken turistik alandaki gelişime paralel olarak oldukça nezih ve özel butik oteller kapılarını açtılar. Daha Bozcaada yollarına dökülmeden, kalacağınız butik oteli seçerken dahi kendinizi iyi hissedeceksiniz. Seçiminizi merkeze yakın tesislerden yapmanız, akşam keyfinizi layıkıyla yaşayabilmek açısından yerinde bir karar olacaktır. Baştan söylemekte fayda var: Bozcaada’nın asaletine ve eşsizliğine değer bir bedeli var, yani pek de hesaplı bir ‘rüya’ değil. Eğri oturup doğru konuşalım; müesseselerin kar hesaplarına girişecek olursanız, rüyanız kabusa dönebilir.

Adanın merkezinde yapacağınız keşif yürüyüşünde, gözünüzün gördüğü her karenin fotoğrafını çekmek isteyeceksiniz. Çünkü Bozcaada’nın gizi; Arnavut taşlarıyla döşenmiş dar ve gelişigüzel kıvrılan sokaklarında karşısınıza çıkacak, bir yandan tarihe selam dururken bir yandan çağımızın tüketim hastalığına meydan okuyan vakar dokusunda, nev-i şahsına münhasır mimarisinde, ruhuna işlemiş kültürel çeşitliliğinde ve taşına toprağına sinmiş estetik detaylarında saklı.

Bozcaada, görsel bir şölen sunmasının yanında aynı zamanda gerçek anlamda bir gastronomi diyarı. Kendine özgü birçok farklı lezzeti; doğru yerde ve zamanda, kendinizi kısıtlamadan ve hakkını vererek tatmalısınız.

Kahvaltının adada yeri apayrı; sofralara getirilen muhtelif ada otlarından alışılagelmişin dışında onlarca çeşit ev yapımı doğal reçellerine ve tabi yöresel peynir çeşitleri ile köy yumurtasının farklı formlarda sunumlarından oluşan geniş bir lezzet yelpazesi önünüze serilecek. Alternatif olarak, çayınızı yudumlarken enfes patlıcanlı gözlemenizi veya filtre kahvenize eşlik edecek damla sakızlı kurabiyenizi de yiyebilirsiniz.

Aracınızla adanın etrafında keşif turu yapacak olursanız; kekik kokusuyla bezenmiş, mavi suların güneşle dansettiği birbirinden özel -şimdilik bakir- koylarında, uçsuz bucaksız üzüm bağlarında alacağınız derin nefesle, tüm hücrelerinizle yaşadığınızı hissedeceksiniz.

Yumuşacık kumun buzzz kesen denizle kesişimindeki ‘meşhur’ Ayazma Plajı ve acıkınca deniz keyfinden kopmadan, adam akıllı gözünüzü ve karınınızı doyurabileceğiniz Vahit’in Yeri, Bozcaada’nın olmazsa olmazları arasındadır. Deniz ürünleri, mezeleri, ızgaraları, kızartmaları… Hayat size güzel!

Güneşin ufukta masmavi Ege sularına kavuşacağı günbatımı ayini (!) için konuşlanacağınız yel değirmenleri tarlasına giderken sevdiklerinizle beraber leziz Bozcaada şaraplarınızı, sandalyelerinizi ve bu ritüele uygun müzik düzeneğinizi yanınıza almayı unutmayın.

Liman sırasınca dizilen balık restoranlarına veya sokaklara serpilmiş sempatik masaların birine yerleştikten sonra; taze mevsim balıklarından seçip daha önce denemediğiniz ara sıcaklarla birlikte usta ellerin maharetiyle yapılan adaya özgü yaratıcı mezelerle süsleyerek arkanıza yaslanın ve unutulmaz bir akşam yemeğinin keyfini çıkarın. Yemekten sonra sindirime destek yürüyüşünüzü, tasarım harikası otantik parçalar keşfedebileceğiniz akşam pazarında yapabilirsiniz. Geceyi ise meydandaki, adanın mihenk taşlarından ‘Polente’de bir içkiyle sonlandırmalısınız.

Her akşam ve her gidişinizde (!) farklı bir lezzet durağına uğrayarak kendi gastronomik haritanızı çıkarabilirsiniz. Adımınızı attığınız anda alışkanlık yapma tehlikesi barındıran Bozcaada’da kendinizi emlakçıların önünde erken emeklilik hesapları yaparken bulursanız, hiç şaşırmayın: Yalnız değilsiniz!

Çağla Tezer, İnci Holding Müşavir Avukatı