Bir Konuk: Alper Kanca

Alper Kanca kimdir? Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

1963 Trabzon – Sürmene doğumluyum ama Bakırköy’de büyüdüm. Orta ve lise tahsilimi İstanbul – Çavuşoğlu Koleji’nde tamamladım. Viyana İktisat Üniversitesinde İşletme okudum, aynı üniversitede yaptığım yüksek lisans tezim ise İşletme Felsefesi alanında. 1991 – 2007 yılları arasında aile şirketimiz Kanca Dövme Çelik AŞ’deki farklı sorumluluklarımın ardından, 2008’de Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevlerine geldim. Evliyim ve 2 kızım var.

Yetenek, beceri ve sağlığımızı bir hediye olarak görüyor ve bunların karşılığının ancak diğer insanlara faydalı olarak ödeneceğine inanıyorum. Bu nedenledir ki, yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda STK’da ya da meslek örgütünde aktif görev alıyorum.

Dövmeciler Derneği’nde (Dövsader) Yönetim Kurulu Üyeliği, Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Otomotiv Meslek Komitesi ve Meclis Üyeliğimin dışında, TAYSAD Organize Sanayi Bölgesinin (TOSB) Başkan Vekili’yim. Mart 2016’dan itibaren Türk Otomotiv Tedarik Sanayinin tek temsilcisi olan Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği’nde (TAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürüyorum.

Editörü olduğum, yazarlığını veya tercümanlığını yaptığım bir kaç kitabım var. İş hayatını zerre kadar ilgilendirmeyen  farklı konularda okumayı severim. Ve bu yüzden de birbiriyle ortak noktası olmayan çok farklı arkadaş gruplarım olmasını önemsiyor, onlara zaman ayırıyorum.

Modern Türk ressamlarının eserlerinden oluşan minik bir resim ancak; bir müze kurmaya yetecek büyüklükte el aletleri koleksiyonuna sahibim.

Özetlersek; gezmeyi, farklı insanlar tanımayı, yeni şeyler öğrenmeyi, fotoğraf çekmeyi, yazmayı, yürüyüş yapmayı, gülmeyi/gülümsetmeyi, toplum için yararlı şeyler yapmayı  seviyorum.

 

2016 yılını hem genel anlamda hem de bulunduğumuz otomotiv yan sanayi açısından kısaca değerlendirebilir misiniz?

Öncelikle bizim, yan sanayi yerine “Tedarik Sanayi” ifadesini kullanmayı tercih ettiğimizi söylemek istiyorum. Ne yazık ki yan sanayi dendiğinde orijinal olmayan, gündelik dil ile “çakma” olarak ifade edilen ürünler algılanıyor. Biz de TAYSAD olarak otomotiv tedarik sanayi sektörünün yurt içinde ve yurt dışında gelişiminin sağlanması amacının yanı sıra, insanlar üzerinde oluşan bu olumsuz algının düzeltilmesi ve kavramın doğru olarak kullanılması için çalışıyoruz.

2016 yılı otomotiv sanayimizde yaşanan birçok olumlu gelişmenin yanı sıra, ülkemizin istikrarına ve demokrasimize yönelik istenmeyen girişimlerin de yaşandığı bir yıl oldu. Her yıl olduğu gibi bu yıl da ihracat şampiyonluğunu sürdüren otomotiv sanayimiz, yılın ikinci yarısında ülkemizin anayasal düzenine karşı yapılan darbe girişiminin de etkisiyle kurlardaki hareketliliği de göğüsledi. Buna rağmen hükumetimizin aldığı önlemlerle birlikte bu süreçte istikrar ortamı büyük ölçüde korundu.

Sektörümüz, küresel otomotiv sektörünün de önemli bir oyuncusu konumunda. Türkiye otomotiv sektörü, iç pazar satışları ile dünya ülkeleri sıralamasında 17’nci, Avrupa otomotiv satışlarına göre de 6’ncı sırada yer alıyor.

Gururla söylüyoruz ki, dünya genelinde Avrupa’ya en fazla ihracat yapan ülkeyiz. AB ülkelerinin 2015 sonunda ülkemizden ihraç ettiği araç sayısı 843 bin adet. Sıralamada Türkiye’yi, 480 bin adet ile Japonya, 376 bin adet ile Güney Kore ve 250 bin adet ile Birleşik Devletler izliyor.

Türk otomotiv sanayimizin en güçlü olduğu ticari araç üretiminde, 2016 yılı ilk yarı sonuçlarına göre dünyada 8’inci ve Avrupa’da 2’nci sırada yer alıyoruz. Ayrıca, nispeten yükte hafif pahada ağır diyebileceğimiz otomobil üretiminde yükseliş ivmemiz de devam etmektedir.

11 aylık gerçekleşmeleri incelediğimizde, toplam üretimimizin 1,3 milyon ve toplam pazarımızın da 862 bin adedi aştığını görüyoruz. İhracatımız ise 21,9 milyar dolar seviyesine ulaştı ki bu rakamın 8,3 milyar doları tedarik sanayimiz tarafından gerçekleştirildi.

Yıl sonuna sayılı zaman kalan şu günlerde, üretimimizin 1 milyon 450 bin adedi, pazarımızın 1 milyon adedi ve ihracatımızın da 23 milyar doları geçeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

2017 beklentilerinizi de bizimle paylaşırsanız çok memnun oluruz. 2017’de sizce bizi neler bekliyor?

Önümüzdeki yıl küresel arenada, Brexit kararının etkileri, ABD Başkanı Trump’ın yönetimsel kararları ve tabii ki FED’in para politikaları, otomotiv sektörümüz kadar tüm iş dünyamızın da yakından takip edeceği konular olacak.

Sektör özelinde baktığımızda ise, bir yandan artan kurlar bir yandan ÖTV düzenlemesi,  yeni yılda Pazar büyümemizin yavaşlayabileceği sinyalini de veriyor.

Buna rağmen gelecek yıl için öngörülerimiz, bir miktar artış ile üretimde 1,5 milyon adet seviyesinde iken pazarın (satışların) aynı düzeyde kalacağı yönünde. İhracat hedefimiz ise 25 milyar dolar olarak belirlendi.

Otomotiv, hem küresel gelişmelerden en hızlı etkilenen hem de adaptasyonu yüksek, büyümesi sürdürülebilir, geleceğe emniyetle bakan az sayıdaki sektörden birisi… Otomotiv tedarik sanayicileri olarak yaptığımız ve yapmaya devam etmemiz gereken şey; uluslararası rekabetten kopmamak ve uluslararası rekabeti kollamak.

TAYSAD’ın mevcut vizyonunu desteklemek üzere, “Tasarım, Teknoloji, Tedarik yetkinliğiyle dünyada ilk 10” hedefi için çalışıyoruz. Türk otomotiv tedarik sanayinin dünyadaki payını büyüterek sektörü daha etkin hale getirmeyi ve ülke ekonomisine sağladığımız katkıyı arttırmayı hedefliyoruz. Yenilikçiliği odak noktası alarak devam ettirdiğimiz Ar-Ge çalışmalarımız, ana sanayi ve bakanlıklarla ortak yürütülen projelerin ve hedef pazarları genişletmek adına yapılan yurt dışı ziyaretlerimiz hızla devam ediyor. Yenilikçi teknolojileri tedarik sanayine kazandırmak için bu alanda da yoğun çalışmalarımız mevcut. Ar-Ge merkezimizde de araştırmalar sıkı bir şekilde yapılıyor.

Ülkemizin içinden geçtiği zorlu dönemlerde, hep birlikte ülkemizi hak ettiği konuma yükseltmemiz lazım. Biz TAYSAD olarak bu kapsamda üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye gayret ediyoruz. Üyelerimizi, yurtdışında üretim yapan küresel ana sanayi firmaları ile bir araya getiriyoruz, yabancı araç üreticileriyle birlikte derneğimizde geniş katılımlı toplantılar düzenliyoruz. Hemen 15 Temmuz sonrasında,  Japonya’da otomotiv yöneticilerini ziyaret ettik; PSA ve Renault-Nissan Satınalma Direktörlerini derneğimizde düzenlenen toplantılarda üyelerimizle buluşturduk. Eylül ayında, ihracatımızın en yoğun olduğu Almanya’da bir basın toplantısı düzenledik. Geçtiğimiz günlerde de Almanya’nın önde gelen medya kurumlarından gazeteci dostlarımızı, derneğimizde ağırladık. Türk otomotiv sanayinin gücünü, kapasitesini anlattık. Son dönemlerde artırdığımız yurtdışı iletişim çalışmalarımızı, 2017’de de kesintisiz sürdüreceğiz.

Biz, sektörün geleceğinin parlak olduğuna inanıyoruz. Yapılan Ar-Ge çalışmaları ve geliştirilen yeni teknolojiler, dünya pazarlarında elde edilen başarılar, ana sanayi ve yenileme pazarında her geçen gün artan pazar payı, Otomotiv Tedarik Sanayi temsilcileri olarak bizleri geleceğe dair ümitlendiriyor.

 

Sektöre yeni teknolojilerin kazandırılması için önerileriniz var mıdır? Bu konuda ülkemizdeki gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

Otomotiv sektörümüz, ekosistemimizin bütününde yer alan yetkin oyuncuların desteğiyle, “lider” ülkelerden biri olma potansiyeline sahiptir. Bu potansiyelimizi, yüksek katma değerli teknolojik ürünler üretmeye yönlendirmemiz gerekmektedir.

Motor ve motor parçaları, güç aktarma organları, elektrik-elektronik parçalar, gömülü yazılım ve aktif-pasif güvenlik parçaları gibi ürün gruplarında yetkinliğimizi geliştirmeliyiz.

Geçen yıl Ekonomi Bakanlığı’nın desteğiyle, “Otomotiv Tedarik Sanayinde Yenilikçi Teknolojilerin Türk Sermayesine Kazandırılması” başlıklı bir rapor çalışması yaptık. Bu çalışma ile sektörümüzün mevcut durumunu, dünyadaki konumunu, geliştirilmesi gereken alanlarını ve bunun nasıl bir yöntem ile sağlanabileceğini belirledik.

2017’de bu alanda yapılacak çalışmalarımızı da hızlandırarak, somut adımları da atmayı hedefliyoruz.

Otomotiv sanayimiz, Ar-Ge teşviklerinden de en çok yararlanan sektördür. Türkiye’deki 300’ü aşkın Ar-Ge Merkezi’nin 73 tanesi otomotiv firmalarına ait. Bu firmaların 63’ü ise TAYSAD üyesi.

Türkiye artık ucuz iş gücü ülkesi değil. Artık biz, insan emeği üzerinden gelişmemizi sağlayamayız. Çocuklarımız için daha iyi bir ülke ve gelecek istiyorsak mutlaka ve mutlaka kol gücünün dışına çıkmalı, başka şeyler yapmalıyız. Otomotiv tedarik sanayi firmalarımız, mutlaka verimliliğe odaklanmalı; karlılığı düşürmeden ve maliyetleri artırmadan büyümeyi sağlamalıdır.

Öte yandan, küresel gündemdeki önemli konulardan biri Endüstri 4.0. Bu değişim için hazırlıklı olmazsak, tarih bizim için acımasız olur. Endüstri 4.0 aslında bir şans ve tehdit… Kavramı çıkaran Almanlar açısından işçilik maliyetini ortadan kaldırmak, azaltmak için oluşturuldu. Bundan faydalanabilirsek, bir fırsat; ancak fırsat olarak değerlendiremezsek de felaketimiz olacak. “Siz bir yapın, biz sonra bakarız” deme şansımız ve lüksümüz yok. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın, bir süredir bu konuda çalışmalar yaptığını biliyoruz. Oluşturulacak platformun, sanayi temsilcilerini de kapsayacak şekilde ele alınması ve hızla Türk sanayisini Endüstri 4.0’a hazırlayacak desteklerin hayata geçirilmesini arzu ediyoruz.

 

Röportajı yapan: Ece Doğru Tuyan, İnci Holding Kurumsal İletişim Uzmanı