Kabuğundan Çıkmak

İnci Holding’de Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmaya başlayalı 3,5 sene oldu. Daha önce sadece adım Neşe Gök iken, adımın altında, adımın ayrılmaz bir parçası oldu “Inci Holding Yönetim Kurulu Başkanı”. Benim gibi kısacık bir adı olan bir insan için uzun bir unvan. Hatta bu unvan bazen adımı bile yok ediveriyor, kısaca “İnci Hanım” deyiveriyorlar.

Bu unvan ile birlikte çok doğal gördüğümüz bazı gerçekler hayatıma girdi. İş dünyasında birçok seçkin etkinliklere davetler alıyorum. Bir yere girdiğimde kapılar benim için açılıyor. En güzel yerlere oturtuluyorum. Etki alanım çok arttı, birçok yere konuşmacı olarak gidiyorum, gazeteciler röportaj yapmak istiyor. İş seyahatlerim oluyor. Brezilya’dan, Japonya’ya birçok ülkeye gidiyorum, toplantılar yapıyorum, kararlar alıyorum, aldırıyorum. Bu kararlarımın başkaları üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileri oluyor. Bunun sorumluluğunu hissediyorum. Çok sağ olsun her yere beni taşıyan bir şoförüm, her programımı itina ile takip eden titiz bir asistanım oldu.

Ben bunları yaparak zamanı kovalamaya çalışırken, tüm bu gerçeklerin benim etrafımda yavaş yavaş bir kabuk oluşturduğunu fark ediyorum. Bu kabuğun içinde, bu unvanın getirdiği bu gerçeklerin dışına çıktığınızda garip karşılanıyorsunuz. Mesela 5 saat direksiyon sallayıp bir yerlere gitmek, pazardan aldığınız bir kıyafeti giymek, sokak kokoreççisinden yemek, hatta dolmuşa binmemi bile garip karşılayan insanlar gördüm. Eminim böyle bir yazı yazmamı da garip karşılayanlarınız olacak.

Beni tanıyanlar bilir. Ben kabuğunu kırmayı seven yapıda bir insanım. Alışılagelmişi sorgulamayı, bu unvanın yarattığı konfor alanından çıkıp zihnen ve bedenen kendimi zora sokmayı, sınırlarımı zorlamayı çok severim. İşte gene böyle dellendiğim ve kabuğumdan çıkmam gerek dediğim bir zamanda geçen hafta kendimi, Ankara’dan, Erzincan’a doğru bir trende buldum. Tren beni, 14 saatlik meşakkatli bir yolculuğun ardından bozkırın ortasında Bağıştaş diye bir yere getirdi. Oradan da bol virajlı bir yolculuk ile Kemaliye ilçesi. Tam 3 gün boyunca, sırtımda yüklerim, kanyonların tepesine tırmandım, Fırat’ın serin sularında rafting yaptım, traktör römorkunda seyahat ettim, dağ köyleri arasındaki patikalarda doğayı tanıdım, kilometrelerce trekking yaptım. Metrelerce yükseklikte bir kanyonun tepesinden, uçurumun kenarından aşağıya baktığımda anladım ki, doğada aslında karınca kadar bir değerim yok. Fırat nehri için benim İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı olmamın hiçbir anlamı yok. Ya da sırtıma yapışmaya çalışan kene, ya da yüzlerce yıldır orada sağlam duran kayalar, hepsinin gözünde sadece bir insanım. Kabuğun dışında bambaşka hayatlar, bambaşka gerçeklerle yaşayan insanlar var. Ne giydiğiniz, ne yediğiniz, ne sevdiğiniz, ne yaptığınızı zerre kadar umursamayan, bambaşka endişelerle ömürlerini geçiren, başka kabukların içinde hayat bulan insanlar var.

Tüm bunları deneyimlemek için kabuğumdan çıkabilme cesaretim olduğu için çok mutluyum. Bilirsiniz, hayatta kalmak, ne akla, ne güce, ne hıza bağlıdır. Hayatta kalmak için en önemli yetenek, adaptasyon yeteneği. Adaptasyon yeteneği de konfor alanından çıktıkça, kabukları kırdıkça artar. Kabuğunuzdan çıkmadığınız sürece o kabuğa bağımlı hale gelirsiniz. Yani…bence.

Neşe Gök

Kanyondan Fırat’a bakan küçük karınca